Yer: BlogBilgi, Edebiyat, Tarih>Yazı Detayı
Dede Korkut Hikayeleri – Begil Oğlu Emren’in Destanı’nı Beyan Eder
4 sene oldu Bilgi, Edebiyat, Tarih Yorum Ekle
Tumblr Yayınla

Kam Gön oğlu Han Bayındır yerinden kalkmıştı. Ak otağını kara yerin üzerine diktirmişti. Alaca gölgeliği gök yüzüne yükselmişti. Bin yerde ipek halıcığı döşenmişti. İç Oğuz, Dış Oğuz beyleri toplanmıştı.

          Dokuz Tümen Gürcistan’ın haracı geldi. Bir at, bir kılıç, bir çomak getirdiler. Bayındır Han çok müteessir oldu. Dedem Korkut
geldi neşeli havalar çaldı, hanım niye müteessir oluyorsun dedi. Der: Nasıl müteessir olmayayım, her yıl altın akçe gelirdi, yiğide
beye verirdik, hatırları hoş olurdu, şimdi bunu kime verelim ki hatırı hoş olsun dedi. Dede Korkut der: Hanım bunun üçünü de bir yiğide verelim dedi. Oğuz iline karakol olsun dedi. Han Bayındır kime verelim dedi. Sağına soluna baktı, kimse razı olmadı. Begil
derlerdi bir yiğit var idi, ona baktı, der: Sen ne dersin? Begil razı oldu. Kalktı yeri öptü Dedem Korkut himmet kılıcını beline bağladı, çomağı omzuna koydu, yayı koluna geçirdi.

          Koç aygırı çektirdi bu da bindi. Hasımını akrabasını ayırdı, evini çözdü, Oğuz’dan göç eyledi. Berdeye, Genceye varıp vatan
tuttu. Dokuz Tümen Gürcistan ağzına varıp kondu, karakolluk eyledi. Yabancı, kafir gelse başını Oğuz’a armağan gönderirdi. Yılda bir kerre Bayındır Han’ın divanına varırdı.

          Yine Bayındır Han’dan adam geldi acele gelesin diyerek. Sonra Begil geldi, peşkeşini çekti. Bayındır Han’ın elini öptü. Han da Begil’i misafir etti, güzel at, güzel kaftan, bol harçlık verdi. Üç gün de Begil’i av şikar etiyle misafir edelim beyler dedi. Av ilan ettiler.

          Vakfa ki av hazırlığı oldu, kimi atını över, kimi kılıcını, kimi çekip ok atmasını över. Salur Kazan ne atını övdü, ne kendisini övdü, amma Begil’in hünerini söyledi.

          Üç yüz altmış altı alp ava binse, kanlı geyik üzerine yürüyüş olsa, Begil ne yay kurardı, ne ok atardı, hemen yayı bileğinden
çıkarırdı boğanın yabani geyiğin boynuna atardı, çekip durdururdu. Zayıf ise kulağını delerdi avda belli olsun diye, amma semiz olsa boğazlardı. Eğer beyler geyik avlasa, kulağı delik olsa, Begil sevincidir diye Begil’e gönderirlerdi.

          Kazan Bey der: Bu hüner atın mıdır, erin midir? Hanım, erindir dediler. Han der: Yok, at işlemese er övünmez, hüner atındır
dedi. Bu söz Begil’e hoş gelmedi. Begil der: Alplar içinde bizi kuskunumuzdan balçığa batırdın dedi. Bayındır Han’ın bahşişini önüne döktü, hana küstü, divandan çıktı. Atını çektiler, ela gözlü yiğitlerini alıp evine geldi.

          Oğlancıkları karşı geldi, okşamadı. Ak yüzlü hatunu île konuşmadı. Hatun burada söylemiş, görelim hanım ne söylemiş:

Der:

          Altın tahtımın sahibi beyim yiğit
          Göz açıp da gördüğüm
          Gönül verim sevdiğim
          Kalkıp yerinden doğrulu verdin
          Ela gözlü yiğitlerini yanına aldın
          Arku Beli Ala Dağdan geceleyin aştın
          Akıntılı güzel sudan geceleyin geçtin
          Ak alınlı Bayındır Hanın divanına geceleyin vardın
          Ela gözlü beyler ile yedin içtin
          Kavimli kavmi ile atıştı mı
          Garip başın kavgada kaldı mı
          Hani hanım altında güzel atın yok
          Üstünde altın miğfer cübbesi yok
          Ela gözlü beylerini! okşamazsın
          Akça yüzlü güzelinle söyleşmezsin
          Nedir halin

dedi. Begil söylemiş, görelim hanım ne söylemiş:

Der:

          Kalkıp yerimden doğrulu verdim
          Yelesi kara cins atıma sıçrayıp bindim
          Arku Beli Ala Dağdan geceleyin aştım
          Ak alınlı Bayındırın divanına dört nala vardım
          Ela gözlü beyler ile yedim içtim
          Kavimliyi kavmi ile iyi gördüm
          Hanımın nazarı bizden dönmüş gördüm
          Eli günü terk ederek Dokuz Tümen Gürcistana gidelim
          Oğuza asi oldum belli bilin

dedi. Hatun der: Yiğidim bey yiğidim, padişahlar Tanrı’nın gölgesidir, padişahına asi olanın işi rast gelmez, arı gönülde pas olsa
şarap acar, sen gideli hanım çapraz yatan alaca dağların avlanmamıştır, ava bin gönlün açıtsın dedi. Begil baktı hatun kişinin
aklı, sözü iyidir. Cins atını çektirip sıçradı bindi, ava gitti.

          Av avlayarak gezerken önünden bir pareli geyik çıktı. Begil buna at sürdü. Boğanın ardından erişti, yay kirişini boynuna attı. Boğanın canı acımıştı, kendisini bir yüksek yerden attı. Begil atın gemini yenemedi, beraber uçtu. Sağ oyluğu kayaya dokundu kırıldı.

          Begil kalktı, ağladı, der: Büyük oğlum, büyük kardeşim yok. Hemen okluğundan gez çıkarıp atının eyerinin arkasındaki kayışları çekti kopardı. Kaftanının altından ayağını sımsıkı sardı. Var kuvvetiyle atının yelesine düştü. Avcılardan ayrı, tülbendi boğazına geçti, yurdunun ucuna geldi.

          Oğlancığı Emren Yiğit babasına karşı geldi. Gördü benzi sararmış, tülbendi boğazına geçmiş. Arkadaşlarını sorup oğlan burada söylemiş, görelim hanım ne söylemiş:

          Kalkıp yerinden doğrulu verdin
          Yelesi kara cins atına sıçrayıp bindin
          Çapraz yatan ala dağlar eteğine ava vardın
          Kara elbiseli kafirlere rastladın mı
          Ela gözlü yiğitlerini kırdırdın mı
          Ağız dilden bir kaç kelime haber bana
          Kara başım kurban olsun babam sana

dedi. Begil oğluna söylemiş, görelim hanım ne söylemiş :

Dedi:

          Oğul oğul ay oğul
          Kalkıp yerinden doğrulu verdim
          Kara dağlar önüne ava bindim
          Kara elbiseli kafirlere rastlamadım
          Ela gözlü yiğitlerimi kırdırmadım
          Sağdır esendir yiğitlerim oğul kaygılanma
          Üç gündür keyfim yok oğul
          At üzerinden beni tut döşeğime çıkar

dedi. Aslan yavrusu yine aslandır, babasını at üzerinden kavradı tuttu, yatağına çıkardı. Cübbesini üzerine bürüdü, kapısını örttü.

          Beri yandan yiğit beyler gördüler ki av bozulmuş, her biri evli evine geldi.

          Begil beş gün oldu divana çıkmadı. Ayağının kırıldığını kimseye söylemedi.

          Bir gece yatağında acı acı inledi, ah etti. Hatunu dedi: Bey yiğidim, kalabalık düşman gelse dönmezdin, butuna alaca ok saplansa inlemezdin, insan koynunda yatan helallisine sırrını söylemez mi olur, nedir halin dedi Begil der: Güzelim attan düştüm, ayağım kırıldı dedi.

          Kadın elini eline çaldı hizmetçiye söyledi. Hizmetçi çıkıp kapıcıya söyledi. Otuz iki dişten çıkan bütün yurda yayıldı, Begil attan düşmüş ayağı kırılmış diye. Meğer kafirin casusu var idi. Bu haberi işitip vardı Tekür’e haber verdi. Tekür der: Kalkarak yerinizden doğrulun, yattığı yerde Bey Begil’i tutun, ak ellerini pazusundan bağlayın, ansızın güzel basını kesin, alca kanını yer yüzüne dokun, etini gününü yağmalayın, kızını gelinini esir edin dedi.

          Meğer Begil’in de orada casusu hazırdı. Begil’e haber gönderdi, der: Başınızın çaresine bakın, üzerinize düşman geliyor dedi. Begil yukarı baktı, gök ırak yer katı dedi. Oğlancığını yanına getirip söylemiş, görelim hanım ne söylemiş:

Der:

          Oğul oğul ay oğul
          Karanlıklı gözlerimin aydını oğul
          Güçlü belimin kuvveti oğul
          Gör Ahir neler oldu
          Neler koptu benim başıma

dedi.

          Kalkıp oğul yerimden doğrulu verdim
          Boynu kırılsın al aygıra sıçrayıp bindim
          Av avlayıp kuş kuşlayıp gezer iken
          Bunaldı sürçtü beni yere çaldı
          Sağ oyluğum kırıldı
          Benim kara başıma neler geldi
          Kara kara dağlardan haber aşmış
          Kanlı kanlı sulardan haber geçmiş
          Demir Kapı Derbendinden haber varmış
          Alaca atlı Şökli Melik müthiş pusu kurmuş
          Pususundan kara dağlara duman düşmüş
          Yattığı yerde Bey Begili futun demiş
          Pazusundan ak ellerini bağlayın demiş
          Kan alaca yurdunu yağmalayın demiş
          Akça yüzlü kızını gelinini esir edin demiş
          Kalkıp oğul yerinden doğrulu ver
          Yelesi kara cins atına sıçrayıp bin
          Çapraz yatan Ala Dağı geceleyin aş
          Ak alınlı Bayındır Hanın divanına geceleyin var
          Ağız dilden Bayındıra selam ver
          Beyler beyi olan Kazanın elini öp
          Ak sakallı babam darda de
          Elbette ve elbette Kazan Bey bana yetişsin dedi de
          Gelmez isen memleket bozulup harap olur
          Kızım gelinim esir gitti belli bil

dedi. Burada oğlan babasına söylemiş, görelim hanım ne söylemiş:

Der:

          Baba ne söylüyorsun ne diyorsun
          Bağrım ile yüreğimi ne dağlıyorsun
          Kalkıp yerimden doğrulmam yok
          Yelesi kara cins atıma binmem yok
          Arku Beli Ala Dağı anlayarak aşmam yok
          Ak alınlı Bayındırın divanına varmam yok
          Kazan kimdir benim onun elini öpmem yok
          Altındaki al aygırı bana ver
          Kan terletip koşturayım senin için
          Yapışı sağlam demir giyimini bana ver
          Yen yakalar diktireyim senin için
          Kara çelik öz kılıcını bana ver
          Birdenbire başlar keseyim senin için
          Kargı dalı mızrağını bana ver
          Göğsünden er mızraklıyayım senin için
          Ak tüylü delici okunu bana ver
          Erden ere geçireyim senin için
          Ela gözlü üç yüz yiğidini bana ver arkadaşlığa
          Muhammed dini yoluna savaşayım senin çin

dedi. Begil der: Öleyim ağzın için oğul, belki de benim geçmiş günümü andırtmazsın dedi. Bre giyimimi getirin oğlum giysin, al
aygırımı getirin oğlum binsin, memleket ürkmeden oğlum meydana varsın girsin dedi.

          Oğlanı donattılar. Babası ile anası ile geldi görüştü, ellerini öptü. Üç yüz yiğidi yanına aldı, meydana vardı. Al aygır ne zaman düşman kokusunu alsa ayağını yere döverdi, tozu göğe çıkardı. Kafirler der: Bu at Begil’indir, biz kaçarız. Tekür der: Bre iyi bakın, bu gelen Begil ise sizden önce ben kaçarım dedi. Gözcü gözetledi, gördü ki at Begil’in Begil üzerinde değil, amma bir kuş kadar
oğlandır. Gelip teküre haber verdi, der: At, giyim kuşam ve miğfer Begil’in, Begil içinde değil dedi. Tekür der: Yüz adam seçilin, tarraka çatlasın oğlanı korkutun, oğlan kuş yürekli olur, meydanı bırakır kaçar dedi.

          Yüz kafir seçilip oğlanın üzerine gelmiş, oğlana kafir söylemiş, görelim hanım ne söylemiş:
Der:

          Oğlan oğlan ey oğlan
          Haramzade oğlan
          Altında al aygırı zayıf oğlan
          Kara çelik öz kılıcı çentik oğlan
          Elindeki mızrağı kırık oğlan
          Ak kirişli yayı kısa oğlan
          Okluğunda doksan oku seyrek oğlan
          Yanındaki arkadaşları çıplak oğlan
          Karanlıklı gözleri fersiz oğlan
          Şökli Melik şana müthiş pusu kurdu
          Meydandaki şu oğlanı tutun
          Pazusundan ak ellerini bağlayın
          Birdenbire güzel başını kesin
          Alca kanını yer yüzüne dökün dedi
          Ak sakallı baban var ise ağlatma
          Ak bürçekli anan var ise sızlatma
          Yalnız yiğit alp olmaz
          Yavşan dibi berk olmaz
          Belası gelmiş kavat oğlu kavat
          Çekilip dön buradan

dedi. Oğlan da burada söylemiş, görelim ne söylemiş:

Der:

          Herze merze söyleme bre itir kafir
          Altımda al aygırımı ne beğenmezsin
          Seni gördü oynar
          Üstümdeki demir giyimim omuzumu kısar
          Kara çelik öz kılıcım kınını doğrar
          Kargı dalı mızrağımı ne beğenmezsin
          Göğsünü delip göğe fırlar
          Akça kirişli katı yayım zarı zarı inler
          Oklukta okum yatağını deler
          Yanımda yiğitlerim savaş üüer
          Alp ere korku vermek ayıp otur
          Beri gel bre kafir savaşalım

dedi. Kafir der: Oğuz’un arsızı Türkmen’in delisine benzer, bak hele şuna dedi.

          Tekür der: Varın sorun oğlan Begil’in nesidir dedi, Kafir gelip oğlana söylemiş, görelim nasıl söylemiş :

Der:

          Altındaki al aygırı biliriz Begilindir Begil hani
          Kara çelik öz kılıcın Begilindir Begil hani
          Üstündeki demir giyimin Begilindir Begil hani
          Yanındaki yiğitler Begilindir Begil hani
          Eğer Begil burda imişse
          Geceye kadar cenk edeydik
          Akça kirişli katı yaylar çekişeydik
          Ak tüylü delici oklar atışaydık
          Sen Begilin nesisin oğlan söyle bize

dedi. Begil oğlu burada söylemiş, görelim hanım ne söylemiş:

Der:

          Bre kafir sen beni bilmez misin

          Ak alınlı Bayındır Han’ın beyler beyisi Solur Kazan, kardeşi Kara Göne, Dönebilmez Dülek Evrren, Düzen oğlu Alp Rüstem, boz atlı Beyrek, Bey Begil’in evinde içiyorlardı, senden casus geldi adındaki al aygıra Begil beni bindirdi, kara çelik öz kılıcını kuvvet verdi, kargı dalı mızrağını himmet verdi, yanındaki üç yüz yiğidini bana arkadaşlığa verdi, ben Begil’n oğluyum bre kafir, beri gel dövüşelim dedi. Kafir Tekür der: Dayan bre kavat oğlu, ben sana varayım dedi.

          Altı kanatlı gürzünü ele aldı, oğlanı üzerine sürdü. Oğlan kalkanını gürze karşı tuttu. Yukarıdan aşağı kafir oğlana müthiş vurdu. Kalkanını ufattı, miğferini ezdi, göz kapaklarını sıyırdı, oğlanı yenemedi. Gürz ite dövüştüler, kara çelik öz kılıçla çekiştiler, sere serpe meydanda kılıçlaştılar, omuzları doğrandı, kılıçları utandı, birbirini yenemediler Kargı daha mızraklarla kırıştılar, meydanda boğa gibi süsüştüler, göğüsleri delindi, mızrakları kırıldı, birbirini yenemedler. At üzerinden ikisi kapıştılar, çekiştiler. Kafirin gücü ziyade, oğlan perişan oldu. Allah Teala’ya yalvarıp söylemiş, görelim nasıl söylemiş:

Der:

          Yücelerden yücesin yüce Tanrı
          Kimse bilmez nicesin güzel Tanrı
          Sen Ademe taç giydirdin
          Şeytana lanet kıldın
          Bir suçtan ötürü dergahtan sürdün
          İbrahimi tutturdun
          Hanım deriye sardın
          Kaldırıp ötece attırdın
          Ateşi gülistan kıldın
          Birliğine sığındım
          Aziz Allah hocam bana medet

dedi. Kafir der: Oğlan yenildinse Tanrı’na mı yalvarıyorsun, senin bir Tanrın var ise benim yetmiş iki puthanem var dedi. Oğlan der:
Ya asi mel’un, sen putlarına yalvarıyorsan ben alemleri yoktan var eden Allah’ıma sığındım dedi.

          Hak Teala Cebrail’e buyurdu ki: Ya Cebrail, var, şu kuluma kırk er kadar kuvvet verdim dedi. Oğlan kafiri kaldırdı yere vurdu. Burnundan kanı düdük gibi fışkırdı. Sıçrayıp şahin gibi kafirin boğazını eline aldı. Kafir der: Yiğit aman, sizin dine ne derler, dinine girdim dedi. Parmak kaldırıp, şehadet getirip müslüman oldu. Geri kalan kafirler bilip, meydanı bırakıp kaçtı.

          Akıncılar kafirin elini gününü vurup kızını gelinini esir ettiler. Oğlan babasına müjdeci gönderdi. hasmımı yendim dedi.

          Ak sakallı babası karşı geldi. Oğlunun boynunu kucakladı. Dönüp evlerine geldiler.

          Karşı yatan kara dağdan oğlana yaylak verdi. Kara koçu koşucu attan tavla verdi. Akça yüzlü oğluna akça koyun şölenlik
verdi. Ela gözlü oğluna al duvaklı gelin aldı. Ak alınlı Bayındır Han’a hisse çıkardı.

          Oğlunu aldı Bayındır Han’ın divanına vardı. El öptü. Padişah Kazan oğlu Uruz’un sağ yanında ona yer gösterdi. Cübbe, çuha, sırmalı elbise giydirdi. Dedem Korkut gelip neşeli havalar çaldı, bu Oğuznameyi düzdü koştu, Begil oğlu Emre’nin olsun dedi. Gaziler başına ne geldiğini söyledi.

          Dua edeyim hanım: Yerli kara dağların yıkılmasın. Gölgeli koca ağacın kesilmesin. Allah’ın verdiği ümidin kesilmesin. Günahınızı adı güzel Muhammed’e bağışlasın hanım hey!…

Düşüncelerinizi yazın.

Avatar Ekle?