Yer: BlogBilgi, Ödev>Yazı Detayı
Çevre Kirliliğinin Ekosistem Üzerindeki Etkileri
8 sene oldu Bilgi, Ödev Yorum Ekle
İlginizi Çekebilir




İnsanlar özellikle 1975’lerden itibaren ekolojik dengeyi süratle bozarak ,çevre sorunu yaratmışlardır, sorunların insanlara geri dönmesi, sağlığımızı ve doğayı olumsuz yönde etkilemesi çevre bilinci oluşmasını sağlamıştır.




Çevre canlı cansız varlıklarla çevrili olarak içinde doğal hayatımızı sürdürdüğümüz ortamdır. Son günlerde konuşulması moda olan çevre kirliliği ve çevre sorunları ise içinde bulunduğumuz ortamın kirlenmesi; doğal özelliklerini kaybetmesi, yavaş yavaş yok olmaya başlaması anlamına gelmektedir. Bu sorun, üzerinde yaşayabileceğimiz, gelecek kuşaklara bırakabileceğimiz bir dünyayı olanaksız hale getirmiştir Çevre kirliliğini hava, su, toprak ve gürültü kirliliği olarak irdeleyebiliriz.

Hava, su ve toprak bu çevrenin fiziksel unsurlarını, insan, hayvan, bitki ve diğer mikroorganizmalar ise biyolojik unsurlarını teşkil etmektedir. Doğanın temel fiziksel unsurları olan, hava, su ve toprak üzerinde olumsuz etkilerin oluşması ile ortaya çıkan ve canlı öğelerin hayati aktivitelerini olumsuz önde etkileyen çevre sorunlarına”Çevre Kirliliği” adı verilmektedir.

HAVA KİRLİLİĞİ İLE: Canlıların sağlığını olumsuz yönde etkileyen ve/veya maddi zararlar

meydana getiren havadaki yabancı maddelerin, normalin üzerindeki miktar ve yoğunluğa ulaşmasıdır.

— Bir başka deyişle hava kirliliği; havada katı, sıvı ve gaz şeklindeki yabancı maddelerin insan sağlığına, canlı hayatına ve ekolojik dengeye zarar verecek miktar, yoğunluk ve sürede atmosferde bulunmasıdır. İnsanların çeşitli faaliyetleri sonucu meydana gelen üretim ve tüketim aktiviteleri sırasında ortaya çıkan atıklarla hava tabakası kirlenerek, yeryüzündeki canlı hayatı olumsuz yönde etkilenmektedir.

SU KİRLİLİĞİ İLE: Yirminci asrın başından itibaren modern tarıma geçilmesi ve sanayileşmenin hızlanması ile birlikte, toprak kirliliği de bir çevre sorunu olarak ortaya çıkmaya başlamıştır.

Daha önceki asırlarda kullanılan güç ve enerji kaynaklarının yetersiz olması, nüfusun azlığı, endüstrileşmenin henüz gelişmemesi sebebiyle diğer çevre faktörlerinde olduğu gibi toprakta da herhangi bir kirlenme söz konusu değildi. Özellikle yirminci yüzyılın ortalarına doğru hızlı nüfus artışı ile birlikte, tarım ve diğer alanlardaki sanayi ve teknolojinin hızla gelişmesine paralel olarak toprak kirliliği de artmaya başlamıştır. Toprak kirliliği her geçen gün daha da ciddi boyutlara ulaşan önemli çevre problemlerinden birisini teşkil etmektedir. — Suların kirlenmesi toprak kirliliğine neden olan başlıca etmendir.

SU KİRLİLİĞİ İLE:  Su kirliliğini oluşturan etmenlerin başında lağım sularıyla sanayi atık suları gelmektedir. Bunun yanında petrol atıkları, nükleer atıklar, katı sanayi ve ev atıkları da önemli kirleticilerdir. Bunlar deniz kenarındaki bitki ve alg gibi kaynakları yok etmektedir. Kirlenme sonucu denizlerde hayvan soyu tükenmeye başlamıştır. — Örneğin; Marmara denizi, kirlilik nedeniyle balıkların yaşamasına uygun ortam olmaktan çıkmıştır. Karadeniz’deki kirlenme nedeniyle hamsi ve diğer balık türleri giderek azalmaktadır. Istakozların larva halindeyken temiz su bulamamaları nedeniyle nesilleri tükenmektedir. Nehir ve göllerimizde kirlilik nedeniyle canlılar tükenmek üzeredir.

GÜRÜLTÜ KİRLİLİĞİ İLE: İnsanın algılamasını ve işitme sağlığını olumsuz yönde etkileyen, beden ve ruh yapısını bozan, çalışma gücünü azaltan, rahat ve huzurunu kaçıran istenmeyen bir olgudur. Gürültü, insan sağlığını bozar, kulakta sağırlık ve çınlama gibi hasarlar oluşturur, sinirleri bozar, tansiyonu yükseltir, uyku düzenini bozar, kazalara sebep olur, iş verimini azaltır. Normal konuşmaların anlaşılmasını zorlaştırır, gürültü (dB) ile ölçülür. (dB) ses şiddetidir. Gürültünün başlıca kaynakları; motorlu taşıt gürültüsü, uçak gürültüsü, demiryolu gürültüsü gibi ulaşım sistemlerinin yarattığı gürültü ile çevreden gelen muhtelif gürültülerdir. Çevreden gelen gürültüler; fabrikalardan, eğlence yerlerinden, lokantalardan, radyo, pikap, teyp, TV vb. den gelen gürültüler sokak ve caddelerdeki insanların yarattığı gürültüler olarak sıralanabilir.

 GÜRÜLTÜ KİRLİLİĞİNİN İNSANIN RUH VE BEDEN SAĞLIĞI ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ

Gürültünün Ruh Sağlığı Yönünde Etkileri:

Gürültü insanın çalışma, uyku düzenini ve sinirlerini bozarak kazalara sebep olur, iş verimini azaltır, endişe, tedirginlik, stres ve ani gürültülerde insana korku vererek kalıcı birtakım psikolojik rahatsızlıklara neden olabilmektedir.

Gürültünün Beden Sağlığı Yönünden Etkileri: Gürültü kişilerde; işitme zayıflığı ve kaybına, algılama ve ani karar verebilme yeteneğinin azalmasına, kan ve kalp dolaşımının değişmesine migren, ülser, ağrılarının artmasına kasların sertleşmesine neden olmaktadır. Ayrıca kişilerde reaksiyon ve algılama eksikliğine neden olmaktadır.

Ekosistem ile insan sağlığı ilişkili

Ekosistemdeki değişiklikler insan sağlığını tehdit ediyor.

WHO İnsan Yaşam Alanı Koruma Bölümü başkanı Maria Neira, düzenlediği basın toplantısında, “İnsan sağlığı ve ekosistem arasında çok güçlü bir bağ olduğunu” söyledi. Örgütün hazırladığı raporda, nüfusun çoğalması ve ekonomik gelişmelerin, küresel ekosistemde büyük değişikliklere neden olduğu, bunun da insan sağlığına yansıdığı belirtildi. Raporda, su, yiyecek, iklim, petrol gibi doğal kaynakların, insanlara hayvanlardan bulaşan hastalıkların önlenmesinde de büyük önemi olduğu kaydedildi.

Grip, tüberküloz, kızamık gibi bazı hastalıkların, öncelikle, tavuk, kedi, köpek gibi evcil hayvan türlerinde ortaya çıktığı ve daha sonra insanlara bulaştığı vurgulandı. Raporda, “Dünyanın yapısı ve ekosistemin, insanların faaliyetlerinin sonucu olarak, 20. yüzyılın ikinci yarısında insanlık tarihinde daha önce olmadığı kadar hızlı biçimde değiştiğine” dikkat çekildi. Dünya genelinde 1300’den fazla uzmanın katkı sunduğu raporda, çevreye verilen zararın insan sağlığına olumsuz etkilerinin hissedilmeye başlandığı ve gelecek 50 yılda bu etkinin çok daha kötü sonuçlar doğuracağı uyarısı yapıldı.

Afrika’nın Sahra altı bölgesi, Asya’nın merkezi, Latin Amerika’nın ve Güney Asya’nın bazı bölgelerinin, insan sağlığı açısından bu anlamda en riskli yerler oldukları kaydedildi. Başkan Maria Neira, seller ya da kuraklığın tarımsal üretime zarar verdiğini, bunun sonucunda ortaya çıkan kıtlığın en fazla yoksul insanları etkilediğini söyledi. Raporda, balık stoklarının ve tarım alanlarının tükenmesiyle de giderek azalan gıda kaynaklarının, dünya genelinde, büyük çoğunluğu yoksul ülkelerde olmak üzere 800 milyon kişinin yetersiz beslenmesine neden olduğu belirtildi.

Sudan kaynaklanan hastalıkların ise her yıl dünya genelinde 3.2 milyon kişinin ölmesine neden olduğu, bunun ölümlerin yaklaşık yüzde 6’sını oluşturduğu kaydedildi. Dünyada 1 milyar kişinin temiz su kaynaklarından mahrum yaşadığı belirtildi. Çevre kirliliğinde enerji üretimi, endüstri, ısınma ve trafik gibi unsurlar etkin rol oynamaktadır. İnsanın bu unsurlardan vazgeçmesi mümkün değildir. Ancak planlı önlemler alarak çevreye zarar veren madde miktarları, kontrol altına alınabilir.

Comments

comments

Düşüncelerinizi yazın.

Avatar Ekle?

*

.:: Sitemiz; ::.

sponsor




Son Yorumlar